İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun geçtiğimiz günlerde Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) gizli bir ziyaret gerçekleştirdiği, hem İsrail hem de BAE yetkilileri tarafından doğrulandı. Abu Dabi'de BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile bir araya gelen Netanyahu'nun görüşmesinde İran'a yönelik olası bir savaş ve 7 Ekim saldırıları öncesinde aldığı istihbarat uyarıları ele alındı. Ziyaretin basına kapalı gerçekleşmesi ve detayların sızdırılması, Orta Doğu diplomasisinde yeni bir tartışma başlattı.
BAE, 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile İsrail ile ilişkilerini normalleştiren ilk Körfez ülkesi olmuştu. O günden bu yana iki ülke arasında ekonomik, teknolojik ve istihbari iş birliği hızla derinleşti. Ancak Netanyahu'nun Abu Dabi ziyareti, bu iş birliğinin askeri ve stratejik boyutunun ne kadar ileri gittiğini gözler önüne seriyor. Görüşmenin gizli tutulması, İran'ın bölgedeki hassas dengeleri ve Filistin meselesi nedeniyle açıklanmasının yaratacağı tepkilerle ilişkilendiriliyor.
Görüşmenin Perde Arkası: İran ve 7 Ekim
Edinilen bilgilere göre Netanyahu ile Muhammed bin Zayid arasındaki görüşmenin ana gündem maddelerinden biri, İran'ın nükleer programı ve bölgesel yayılmacılığıydı. İsrail, uzun süredir İran'ın nükleer silah edinmesini kırmızı çizgi olarak tanımlıyor ve askeri bir müdahale seçeneğini masada tutuyor. BAE ise İran ile hem ticari hem de güvenlik açısından karmaşık bir ilişkiye sahip. Abu Dabi yönetimi, Tahran ile doğrudan bir çatışmanın Körfez'de istikrarı bozacağından endişe ediyor. Bu nedenle Netanyahu'nun BAE'den olası bir İran operasyonuna yeşil ışık veya en azından hava sahası gibi konularda destek isteyip istemediği merak konusu.
Görüşmenin bir diğer önemli başlığı ise 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısı öncesinde Netanyahu'ya iletilen istihbarat uyarıları. İsrail basınında çıkan haberlere göre, saldırıdan günler önce Mısır ve diğer bazı ülkelerden uyarılar gelmiş, ancak Netanyahu hükümeti bunları hafife almıştı. Şimdi BAE'nin de benzer uyarılarda bulunup bulunmadığı ve Netanyahu'nun bu uyarıları neden dikkate almadığı sorgulanıyor. Bazı iddialara göre BAE, Netanyahu'dan 7 Ekim öncesi uyarıları yalanlamasını istedi; ancak bu iddia bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.
Görüşmenin gizli yapılmasının bir nedeni de İsrail iç siyaseti. Netanyahu, yargı reformu protestoları ve yolsuzluk davalarıyla zor günler geçiriyor. Böyle bir ziyaretin açıklanması, muhalefetin "dış politika üzerinden iç siyaseti manipüle ediyor" eleştirilerini artırabilirdi. Ayrıca BAE, Filistin meselesinde hassas bir kamuoyuna sahip; açık bir ziyaret, bölgede İsrail karşıtı tepkileri körükleyebilirdi.
İki Ülkeden Doğrulama: Resmi Açıklamalar Ne Diyor?
İsrail Başbakanlık Ofisi'nden yapılan kısa açıklamada, "Başbakan Netanyahu'nun BAE'ye gerçekleştirdiği ziyaret, bölgesel istikrar ve güvenlik konularında önemli görüşmeleri içermiştir" denildi. BAE resmi haber ajansı WAM ise görüşmenin "iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirmeyi amaçladığını" duyurdu. Her iki taraf da görüşmenin içeriğine dair detay vermekten kaçındı. Bu durum, ziyaretin askeri ve istihbari boyutunun kamuoyundan gizlendiği yorumlarına yol açtı.
Uluslararası kriz grubu gibi düşünce kuruluşları, BAE'nin İsrail ile güvenlik iş birliğini derinleştirmesinin İran'ı rahatsız ettiğini belirtiyor. Tahran yönetimi henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak İran medyasında çıkan haberlerde BAE'nin "İsrail'in suç ortağı" haline geldiği eleştirileri yer aldı. Bu durum, Körfez'de yeni bir gerilim hattı oluşturabilir.
Ziyaretin Olası Etkileri: Bölgesel Dengeler ve Türkiye
Netanyahu'nun BAE ziyareti, İbrahim Anlaşmaları'nın askeri bir ittifaka dönüşme potansiyelini gösteriyor. ABD'nin bölgeden çekilme eğiliminde olduğu bir dönemde, İsrail ve Körfez ülkeleri arasında kurulan bu eksen, İran'a karşı bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Ancak bu durum, Filistin meselesini tamamen göz ardı eden bir bölgesel düzenin kalıcı olamayacağı eleştirilerini de beraberinde getiriyor.
Türkiye açısından bakıldığında, BAE ile İsrail arasındaki yakınlaşma, Ankara'nın bölgesel stratejilerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Türkiye, son yıllarda BAE ile ilişkilerini normalleştirme yolunda adımlar atmıştı. Ancak İsrail ile BAE arasındaki gizli askeri iş birliği, Türkiye'nin Filistin konusundaki hassasiyeti nedeniyle bir denge politikası izlemesini zorlaştırabilir. Önümüzdeki günlerde konunun Türk dış politikasında nasıl yankılanacağı merak ediliyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Netanyahu'nun BAE ziyareti neden gizli tutuldu?
Ziyaretin gizli tutulmasının başlıca nedenleri arasında İran'ın tepkisini çekmemek, BAE iç kamuoyunda Filistin yanlısı duyguları tahrik etmemek ve İsrail iç siyasetinde muhalefetin eleştirilerini önlemek yer alıyor. Ayrıca görüşmenin içeriğinin askeri ve istihbari hassasiyet taşıması da gizliliği gerektirmiş olabilir.
7 Ekim iddiaları tam olarak ne anlama geliyor?
7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e saldırısı öncesinde Netanyahu'ya çeşitli istihbarat uyarıları iletildiği iddia ediliyor. Bu uyarıların kimler tarafından ve ne zaman iletildiği hala tartışmalı. BAE'nin de Netanyahu'dan bu uyarıları yalanlamasını istediği öne sürülüyor; ancak bu iddia resmi olarak doğrulanmadı.
BAE neden İsrail ile bu kadar yakınlaştı?
BAE, İran'ın nükleer programı ve bölgesel etkisinden duyduğu endişe nedeniyle İsrail ile güvenlik iş birliğini artırıyor. Ayrıca ekonomik ve teknolojik iş birliği, BAE'nin vizyon 2030 hedefleriyle uyumlu. İbrahim Anlaşmaları sonrası ilişkiler stratejik bir ortaklığa dönüştü.
Bu ziyaret İran ile BAE arasındaki ilişkileri nasıl etkiler?
İran, BAE'nin İsrail ile askeri iş birliğini kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor. Ziyaretin açığa çıkması, Tahran'ın Abu Dabi'ye yönelik baskılarını artırmasına neden olabilir. Ancak BAE, İran ile ticari ilişkilerini sürdürmek istiyor; bu nedenle denge politikası izlemeye devam edebilir.
Türkiye bu gelişmeye nasıl yaklaşmalı?
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ile BAE ve İsrail ile olan ekonomik ilişkileri arasında bir denge kurmak durumunda. Bölgesel istikrar için diplomatik kanalları açık tutmalı ve olası bir İran-İsrail çatışmasında tarafsız ama aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmeli.

